BANKA MAAŞ PROMOSYONU FAİZ Mİ? Bu soruya cevap vermeden önce faizi doğru anlamak gerekir. Her faiz denilen işlem faiz olmadığı gibi, faiz sanılan bazı işlemleri de faize girmeyebilir. Faiz , bir ödünç işleminde karşılıklı anlaşma sonucu, iki taraftan birinin diğerine ödediği karşılıksız bir fazlalık, haksız bir gelir aktarımıdır. Buna borç/ödünç/kredi/mevduat faizi denir. Genelde halkın bildiği faiz BORÇ FAİZİ ’dir. Buna faiz, riba, nema vs. denmesi mahiyetini değiştirmez. Yani riba ile faiz aynıdır. Bugünkü banka faizlerini bu kapsamdan çıkarmanın hiçbir dayanağı yoktur. HÜSN-İ EDA Bir anlaşma yoksa, borç alınan bir para teşekkür anlamında fazla ödenirse faiz olmaz ; buna hüsn-i eda denir. Hz. Peygamber Aleyhisselam tarafından teşvik bile edilmiştir. ALIŞ-VERİŞ FAİZİ Bir de ALIŞ-VERİŞ FAİZİ vardır: Mal veya paraların, döviz işlemleri dahil, peşin veya vadeli değişiminde ortaya çıkar. Bu faiz çeşidi daha kapsamlıdır ama halk nezdinde pek fazla bilinmez. İstisnasız HER TÜRL...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
“ENFLASYON KADAR FAİZ CAİZ” Mİ DEDİNİZ? “Enflasyon kadar faiz câiz midir?” diye sorulduğunda , aslında iki farklı iktisadî olgu birbirine karıştırılmış oluyor. Faiz, GELECEĞE YÖNELİK önceden belirlenen sabit bir gelir talebidir. Enflasyon ise GEÇMİŞTE gerçekleşmiş satın alma gücü kaybıdır. Gelecekte enflasyonun ne kadar olacağı bilinmediğine göre, bugünden “enflasyon kadar faiz” belirlemek kendi içinde çelişkilidir. Tahmin düşük çıkarsa alacaklı, yüksek çıkarsa borçlu zarar görür. Fakat geçmişte gerçekten meydana gelmiş değer kaybının telafisi başka bir meseledir. Burada amaç para üzerinden yeni bir gelir elde etmek değil, alacağın kaybolan reel değerini yeniden tesis etmektir. Bu nedenle gerçekleşmiş ve tespit edilmiş değer kaybı ölçüsünde enflasyon kadar zararın tazmini , faizle aynı şey değildir. Şu halde faiz her hâlükârda haram, enflasyon zararının telafisi ise bir haktır. Gelecekteki enflasyon riskinden korunmanın yolu da borca faiz eklemek değildir. Borç başl...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
HADİS-İ ŞERİFLERİN TOHUMDAN MEYVEYE KİTAPLAŞMA YOLCULUĞU (Hadislerin Geç Kitaplaştırılmasının Hikmeti) “Hadisler 200–250 yıl sonra ortaya çıktı” iddiası tarihî bir gerçeği birbirine karıştırıyor: Hadislerin ortaya çıkışı ile büyük külliyatlar hâlinde tasnif edilmesi aynı şey değildir. Geç olan hadislerin varlığı değil, büyük külliyatlar hâlinde tasnifidir. Kur’an’ın Önceliği ve Hadislerin İlk Dönemi Hz. Peygamber Aleyhisselam öncelikle Kur’an’ı kalplere ve zihinlere bir bütün olarak yerleştirmeyi amaçladı; çünkü temel oydu. Yirmi üç yıllık risalet hayatı boyunca hayatın hemen her alanına ilişkin çok sayıda söz söyledi, açıklama yaptı, hüküm verdi ve uygulamada bulundu. İlk dönemde, Kur’an ayetleriyle karışma ihtimaline karşı hadislerin yazılması konusunda ihtiyatlı davranıldı ; ancak Hz. Peygamber Aleyhisselam bazı sahabîlere hadislerini yazmaları için açıkça izin verdi ve böylece hadislerin yazılı kaydı daha onun hayatında başladı. Fakat hadisler ezberlendi, ...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Özgürlük, Zıtlık, ve Nihai Adalet perspektifi ile KÖTÜLÜK PROBLEMİNİN SIRRI İnsan zihnini en çok zorlayan sorulardan biri şudur: “Eğer Allah mutlak iyi ve kudretliyse, neden kötülük var?” Bu soru, felsefede kötülük problemi olarak bilinir. Ancak mesele çoğu zaman eksik kurulan bir denklemden kaynaklanır. Çünkü bu soruda çoğu kişi: · Sadece insana verilen özgürlüğü hesaba katmaz · İmtihan gerçeğini göz ardı eder · Ahireti denklemden çıkarır Oysa bu üçü birlikte düşünülmeden kötülük problemini çözmek mümkün değildir. HER ŞEY ZIDDIYLA BİLİNİR Bu, varlık âleminin temel bir yasasıdır: Işık, karanlıkla fark edilir Sağlık, hastalıkla anlaşılır Tokluk, açlıkla hissedilir Adalet, zulümle değer kazanır Eğer dünyada: · Hiç hastalık olmasaydı sağlığın değeri bilinme...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
FAİZ VE KÂR ORANLARI NEDEN YAKIN GÖRÜNÜR? Faizle kârın oran olarak birbirine yakın çıkmasının sebebi çok basit: Her ikisi de aynı piyasa şartlarında işlem görüyor. Geleneksel Banka: Mevduat faizi %8, kredi faizi %10 ise: Mevduat sahibi → %8 kazanır Kredi alan → %10 öder Katılım Bankası: Katılım bankası kredi vermez; Müşterinin ihtiyacı olan malı peşin alır, Üzerine makul bir kâr koyup vadeli satar, Kârı da önceden ilan ettiği oranlara göre paylaşır. Kâr paylaşımı %80 müşteri – %20 banka olsun. Banka 1000 TL’lik bir ürünü %10 kârla satarsa 100 TL kazanır. Bunun %80’i müşteriye gider → %8 getiri . Medyada “ dağıtılan kâr oranı ” diye gördüğünüz rakam budur. Faizle aynı seviyede görünmesi, mahiyetlerinin aynı olduğu anlamına gelmez ; bu sadece piyasanın doğal dengesi dir. Aynı Sonuç → Aynı Hüküm Demek Değildir Nikahlı bir çiftin de, nikahsız bir çiftin de çocuğu olabilir. Sonuç aynıdır ama hüküm aynı değildir. Nesep sorunu, miras sorunu, hukukî sorun… Hepsi nikâhın olup olm...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Uyuşturucuların Haram Olduğunu Nasıl Biliriz? Soru: Uyuşturucular Kur’ân’da açıkça geçmiyor. O halde haram olduklarını nasıl biliyoruz? Bu soru, sadece bir maddenin hükmü değil; Sünnetin bağlayıcılığı, Fıkhın işleyişi ve Mezheplerin doğuşu açısından temel bir usûl sorusudur. Cevap üç mihver etrafında şekillenir: 1. Sünnetin hüküm koyma yetkisi 2. Fıkhın kıyas ve illet yöntemi 3. Mezheplerin coğrafî ve tarihî doğallığı 1. Sünnetin hüküm koyma yetkisi: Kur’ân’la sabittir Kur’ân, Hz. Peygamber Aleyhisselâm’a sadece vahyi tebliğ değil, helâl-haram belirleme ve hayatı düzenleme yetkisi verir: · A’râf 7/157: “O, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar.” · Haşr 59/7: “Resûl size ne verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan sakının.” · Nahl 16/44: “Sana da bu zikri indirdik ki...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
FAİZ SIFIRLANABİLİR Mİ? (Bir Ütopyanın Anatomisi) Giriş: Faiz, Yapısal Adaletsizlik Tuzağıdır "Faiz sıfırlanabilir mi?" sorusunu cevaplayabilmek için, öncelikle faiz sisteminin geleneksel eleştirilerin ötesindeki gerçek yüzünü anlamalıyız. Tarih boyunca faiz eleştirisi, genellikle yalnızca borçlunun aşırı yük altındaki mağduriyetine odaklanmıştır. Bu mağduriyetin azaldığı dönemlerde ise faize yönelik toplumsal itirazlar zayıflama eğilimi göstermiştir. Oysa faiz sistemi, Kur'an-ı Kerim'in de işaret ettiği gibi (Bakara, 279), tek yönlü değil, çift taraflı bir adaletsizlik tuzağı yaratır. Faizin gerçek yüzü ancak her iki taraf için yarattığı yapısal mağduriyet ve adaletsizlik birlikte ele alındığında ortaya çıkar. Faiz sistemi, nihaî getirisi belirsiz olan nakdî sermayeye, işin başında sabit bir getiri tahsis eder. Böylece , milli gelirin emek ve sermaye arasındaki âdil dağılımını en baştan bozar ve bu eşitsizliği kalıcı hale getirir. Faiz, tam da bu noktada, her ik...