Kayıtlar

  “Manevî Faiz” ve Fon Krizi Faiz denildiğinde insanların aklına genellikle banka kredileri, mevduat hesapları ve borç işlemlerinden doğan kazançlar gelir. Biz buna İktisadî Faiz diyoruz. Ancak faiz bundan ibaret değildir. Tarafımızdan ortaya konan  Manevî Faiz (Ethical Interest) kavramına göre faiz, iki temel görünüm altında ortaya çıkabilir: İktisadî Faiz: Borç veya mübadele ilişkilerinde meydana gelen karşılıksız ya da eşitsiz ekonomik değer transferidir. Manevî Faiz: Ahlâkî değerlerin, güvenin, bilgi üstünlüğünün ve insan zaaflarının istismar edilmesi yoluyla elde edilen haksız kazançtır. Ortaya çıkış biçimleri farklı olsa da her iki durumda da ortak nokta, hak edilmemiş kazanç ve haksız servet transferidir. Bu sebeple Manevî Faiz teorisi, sadece klasik faizli işlemleri değil, modern dünyadaki birçok finansal krizi ve piyasa manipülasyonunu açıklayabilecek daha geniş bir çerçeve sunmaktadır. 2008 Krizi: İktisadî Faiz ve Manevî Faiz...
  KUR’AN’A GÖRE HZ. PEYGAMBER ALEYHİSSELÂM’IN TEŞRΑ YETKİSİ VE SINIRLARI Kur’an’a göre mutlak ve aslî Şâri‘ Allah’tır. Helâl ve haramın nihai kaynağı O’dur. Allah, Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ı Resûl ve Nebî olarak görevlendirmiş; ona vahyi tebliğ etme, açıklama ve uygulamanın yanında emretme, yasaklama ve hükmetme yetkisi de vermiştir. Peygamber Aleyhisselâm’ın teşrî‘ yetkisinin kaynağı Allah’tır. Allah onu yetkilendirir; o da bu yetkiyle ümmete dini açıklar, uygular, hüküm verir ve örnek olur. Kur’an’ın Peygamber Aleyhisselâm’a itaati emretmesi de bu ilâhî yetkilendirmenin tabiî sonucudur. RESÛL–NEBÎ BÜTÜNLÜĞÜ VE PEYGAMBERİN OTORİTESİ Kur’an Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ın Resûl ve Nebî sıfatlarını aynı şahısta birleştirir. Bu iki sıfat, Peygamber Aleyhisselâm’ın Kur’an’daki görev ve otoritesinin bütünlüğünü ortaya koyar. A‘râf 157’de Peygamber Aleyhisselâm: الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْأُمِّيَّ — “Resûl, Ümmî Nebî” şeklinde tanıtılır ve hemen ardından: “Onlara iyiliği emr...
  BANKA MAAŞ PROMOSYONU FAİZ Mİ? Bu soruya cevap vermeden önce faizi doğru anlamak gerekir. Her faiz denilen işlem faiz olmadığı gibi, faiz sanılan bazı işlemleri de faize girmeyebilir. Faiz , bir ödünç işleminde karşılıklı anlaşma sonucu, iki taraftan birinin diğerine ödediği karşılıksız bir fazlalık, haksız bir gelir aktarımıdır. Buna borç/ödünç/kredi/mevduat faizi denir. Genelde halkın bildiği faiz BORÇ FAİZİ ’dir. Buna faiz, riba, nema vs. denmesi mahiyetini değiştirmez. Yani riba ile faiz aynıdır. Bugünkü banka faizlerini bu kapsamdan çıkarmanın hiçbir dayanağı yoktur. HÜSN-İ EDA Bir anlaşma yoksa, borç alınan bir para teşekkür anlamında fazla ödenirse faiz olmaz ; buna hüsn-i eda denir. Hz. Peygamber Aleyhisselam tarafından teşvik bile edilmiştir. ALIŞ-VERİŞ FAİZİ Bir de ALIŞ-VERİŞ FAİZİ vardır: Mal veya paraların, döviz işlemleri dahil, peşin veya vadeli değişiminde ortaya çıkar. Bu faiz çeşidi daha kapsamlıdır ama halk nezdinde pek fazla bilinmez. İstisnasız HER TÜRL...
  “ENFLASYON KADAR FAİZ CAİZ” Mİ DEDİNİZ? “Enflasyon kadar faiz câiz midir?” diye sorulduğunda , aslında iki farklı iktisadî olgu birbirine karıştırılmış oluyor. Faiz, GELECEĞE YÖNELİK önceden belirlenen sabit bir gelir talebidir. Enflasyon ise GEÇMİŞTE gerçekleşmiş satın alma gücü kaybıdır. Gelecekte enflasyonun ne kadar olacağı bilinmediğine göre, bugünden “enflasyon kadar faiz” belirlemek kendi içinde çelişkilidir. Tahmin düşük çıkarsa alacaklı, yüksek çıkarsa borçlu zarar görür. Fakat geçmişte gerçekten meydana gelmiş değer kaybının telafisi başka bir meseledir. Burada amaç para üzerinden yeni bir gelir elde etmek değil, alacağın kaybolan reel değerini yeniden tesis etmektir. Bu nedenle gerçekleşmiş ve tespit edilmiş değer kaybı ölçüsünde enflasyon kadar zararın tazmini , faizle aynı şey değildir. Şu halde faiz her hâlükârda haram, enflasyon zararının telafisi ise bir haktır. Gelecekteki enflasyon riskinden korunmanın yolu da borca faiz eklemek değildir. Borç başl...
  HADİS-İ ŞERİFLERİN TOHUMDAN MEYVEYE KİTAPLAŞMA YOLCULUĞU (Hadislerin Geç Kitaplaştırılmasının Hikmeti) “Hadisler 200–250 yıl sonra ortaya çıktı” iddiası tarihî bir gerçeği birbirine karıştırıyor: Hadislerin ortaya çıkışı ile büyük külliyatlar hâlinde tasnif edilmesi aynı şey değildir. Geç olan hadislerin varlığı değil, büyük külliyatlar hâlinde tasnifidir. Kur’an’ın Önceliği ve Hadislerin İlk Dönemi Hz. Peygamber Aleyhisselam öncelikle Kur’an’ı kalplere ve zihinlere bir bütün olarak yerleştirmeyi amaçladı; çünkü temel oydu. Yirmi üç yıllık risalet hayatı boyunca hayatın hemen her alanına ilişkin çok sayıda söz söyledi, açıklama yaptı, hüküm verdi ve uygulamada bulundu. İlk dönemde, Kur’an ayetleriyle karışma ihtimaline karşı hadislerin yazılması konusunda ihtiyatlı davranıldı ; ancak Hz. Peygamber Aleyhisselam bazı sahabîlere hadislerini yazmaları için açıkça izin verdi ve böylece hadislerin yazılı kaydı daha onun hayatında başladı. Fakat hadisler ezberlendi, ...
  Özgürlük, Zıtlık, ve Nihai Adalet perspektifi ile KÖTÜLÜK PROBLEMİNİN SIRRI İnsan zihnini en çok zorlayan sorulardan biri şudur: “Eğer Allah mutlak iyi ve kudretliyse, neden kötülük var?” Bu soru, felsefede  kötülük problemi  olarak bilinir. Ancak mesele çoğu zaman eksik kurulan bir denklemden kaynaklanır. Çünkü bu soruda çoğu kişi: ·         Sadece insana verilen özgürlüğü hesaba katmaz ·         İmtihan gerçeğini göz ardı eder ·         Ahireti denklemden çıkarır Oysa bu üçü birlikte düşünülmeden kötülük problemini çözmek mümkün değildir. HER ŞEY ZIDDIYLA BİLİNİR Bu, varlık âleminin temel bir yasasıdır: Işık, karanlıkla fark edilir Sağlık, hastalıkla anlaşılır Tokluk, açlıkla hissedilir Adalet, zulümle değer kazanır Eğer dünyada: ·         Hiç hastalık olmasaydı sağlığın değeri bilinme...