BANKA MAAŞ PROMOSYONU FAİZ Mİ?

Bu soruya cevap vermeden önce faizi doğru anlamak gerekir.

Her faiz denilen işlem faiz olmadığı gibi, faiz sanılan bazı işlemleri de faize girmeyebilir.

Faiz, bir ödünç işleminde karşılıklı anlaşma sonucu, iki taraftan birinin diğerine ödediği karşılıksız bir fazlalık, haksız bir gelir aktarımıdır.

Buna borç/ödünç/kredi/mevduat faizi denir.

Genelde halkın bildiği faiz BORÇ FAİZİ’dir.

Buna faiz, riba, nema vs. denmesi mahiyetini değiştirmez.

Yani riba ile faiz aynıdır.

Bugünkü banka faizlerini bu kapsamdan çıkarmanın hiçbir dayanağı yoktur.

HÜSN-İ EDA

Bir anlaşma yoksa, borç alınan bir para teşekkür anlamında fazla ödenirse faiz olmaz; buna hüsn-i eda denir.

Hz. Peygamber Aleyhisselam tarafından teşvik bile edilmiştir.

ALIŞ-VERİŞ FAİZİ

Bir de ALIŞ-VERİŞ FAİZİ vardır:

Mal veya paraların, döviz işlemleri dahil, peşin veya vadeli değişiminde ortaya çıkar.

Bu faiz çeşidi daha kapsamlıdır ama halk nezdinde pek fazla bilinmez.

İstisnasız HER TÜRLÜ VADELİ DÖVİZ İŞLEMİ bu faiz çeşidine girer.

Borç faizi Kur’an’da, alış-veriş faizi ise Sünnette yasaklanmıştır.

Alış-veriş faizi, insanoğlunun daha önce bilmediği bir faiz çeşididir.

Yani Sünnet, Kur’an’da açıklanmayan, insanoğlunun da daha önce bilmediği bir faiz çeşidini bize öğretmiştir.

Bugün de İslâm’ı bilmeyenler bu faizden habersizdir.

FAİZİN HARAM KILINMA GEREKÇESİ

Borç faizinin haram kılınmasının sebebi, Kur’an’da iki taraftan birinin kaçınılmaz bir haksızlığa uğraması olarak gösterilmiştir (Bakara, 279).

Zira borç alınan paradan ne kazanılacağı bilinemediği halde; faiz, sabit bir kazanç olarak ödenir.

Bu durumda:

• Borç paradan beklenenden kazanç sağlanamadığı zamanlarda hâlâ faiz ödemek zorunda olan borçlu,

• Borç parayla beklenenden çok fazla kazanç sağlandığı takdirde de hak ettiğini tam alamadığı için borç veren,

haksızlığa uğrar.

Yani faiz, iki tarafıyla da kesen bir bıçak gibidir:

Ya borç alanı ya da borç vereni — ama ikisinden mutlaka birini — zarara sokar.

Faiz, kaçınılmaz bir eşitsiz gelir bölüşüm mekanizması olduğu için haram kılınmıştır.

PROMOSYONA GELİNCE

Bankalar, maaş ödemelerinin belli süre kendi aracılığıyla yapılması şartıyla, çalışan ve emeklilere belli bir miktar ödeme yapmayı taahhüt eder.

Bu ödemeye promosyon deniyor.

Banka, maaşın işveren/devlet tarafından birkaç gün önceden yatırılması veya maaşın tamamının hemen çekilmemesi sebebiyle, ondan faizli kazanç elde etme imkânı bulur.

Bu faiz kazancının küçük bir kısmını, promosyon adı altında maaş sahiplerine verir.

Hukukî açıdan bakıldığında burada, bankanın belirli bir süre maaş ödemelerini kendi aracılığıyla gerçekleştirme ve bu süreçte hesaba giren paralardan yararlanma imkânı karşılığında, maaş sahibine önceden belirlenmiş sabit bir fazlalık ödemeyi taahhüt ettiği bir anlaşma söz konusudur.

Kanaatimizce faizin hukukî unsurları bu anlaşmada gerçekleşmektedir.

İktisadî yönüne bakacak olursak: Promosyon miktarı sabitlenmiş iken, bankanın bu paradan ne kadar kazanacağı belli değildir.

Bu belirsizlik sebebiyle, bankanın kazancı ile promosyon arasında bir denge kurulamadığı için eşitsiz bir paylaşım, yani apaçık faiz ilişkisi doğar.

Konuya faizin hukukî unsurları açısından bakmayanlara göre, promosyon faize girmez.

Fakat en azından bir şüphe olduğunda herkes hemfikirdir.

Bizim kanaatimiz, faiz olduğu yönündedir.

SORUMLULUK KİME AİT?

Ancak çalışanların rızası ve izni dışında, kurum yöneticilerinin bankalarla anlaşma yapmaları sonucu dağıtılan promosyon,

fıkhî ölçüler içinde faiz kapsamına girmekle birlikte sorumluluğu yöneticileredir.

Bu durumda, promosyon çalışanlara haram değildir, kullanabilirler.

Ancak banka seçme ve kararlarını kendileri verme özgürlüğüne sahipseler,

bu da özgür iradeyle yapılmış bir faiz akdi olur.

KATILIM BANKALARI NE YAPIYOR?

KATILIM BANKALARI, müşterilerinden maaşlarını belli süre kendi aracılığıyla alma taahhüdünü talep ederken,

kendileri kesin olarak PROMOSYON VERME TAAHHÜDÜNDE BULUNMAZLAR.

Böylece, faize sebep olan anlaşma/akid şartı yerine gelmemiş olur.

Ancak bankalarla rekabette geri kalmamak ve ayakta kalabilmek için yine de promosyon öderler.

Bu onların istemeyerek yaptıkları bir işlemdir.

Ayrıca, bankaların ödedikleri promosyon tamamen faiz geliri iken,

katılım bankalarınınki mal ticaretine dayandığı için kâr kaynaklıdır.

NE YAPMALI?

Bankalar, faiz temeline oturtuldukları için onlardaki promosyonun caiz olma yolu yok gibidir.

İhtiyacı olmayanların, banka promosyonunu evine sokmaması,

muhtaçlara tasadduk etmeleri tavsiye edilir.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu da, promosyonun faiz şüphesi taşıdığını,

ihtiyacı olmayanların tasadduk etmelerinin daha uygun olduğunu kararlaştırmıştır.

Katılım bankaları ise, SABİT PROMOSYON yerine;

rekabette geri kalmamak için, diğer bankaların ödemelerine yakın olacak şekilde gerçekleşmiş banka gelirlerinin belli bir yüzdesini,

geriye dönük olarak,

• aylık,

• üç aylık,

• yıllık

• veya başka şekilde maaş ödemelerine TAAHHÜTSÜZ yansıtmaları çözüm olabilir.

Dini hassasiyeti yüksek olanların, ihtiyaçları yoksa, bu kurumlardan aldıkları promosyonu da kullanmamaları daha iyidir.

#Faiz #Riba #BorçFaizi #AlışverişFaizi #MaaşPromosyonu #BankaPromosyonu #EmekliPromosyonu #Promosyon #İslamİktisadı #KatılımBankacılığı #BAnka #KatılımBankası #Bankacılık #Finans #Ekonomi #Maaş #Emekli #EmekliMaaşı #HelalKazanç #HelalFinans

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar