HADİS-İ ŞERİFLERİN TOHUMDAN MEYVEYE KİTAPLAŞMA YOLCULUĞU
(Hadislerin Geç Kitaplaştırılmasının
Hikmeti)
“Hadisler 200–250 yıl sonra ortaya çıktı” iddiası tarihî
bir gerçeği birbirine karıştırıyor: Hadislerin ortaya çıkışı ile büyük
külliyatlar hâlinde tasnif edilmesi aynı şey değildir.
Geç olan hadislerin varlığı değil, büyük külliyatlar hâlinde tasnifidir.
Kur’an’ın Önceliği ve Hadislerin İlk Dönemi
Hz. Peygamber Aleyhisselam öncelikle Kur’an’ı kalplere ve zihinlere bir bütün olarak
yerleştirmeyi amaçladı; çünkü temel
oydu.
Yirmi üç yıllık risalet hayatı boyunca hayatın hemen her alanına ilişkin çok sayıda söz
söyledi, açıklama yaptı, hüküm verdi ve uygulamada bulundu.
İlk dönemde, Kur’an ayetleriyle karışma ihtimaline karşı hadislerin yazılması
konusunda ihtiyatlı davranıldı; ancak Hz. Peygamber Aleyhisselam bazı
sahabîlere hadislerini yazmaları için açıkça
izin verdi ve böylece hadislerin yazılı kaydı daha onun hayatında başladı.
Fakat hadisler ezberlendi, yaşandı ve uygulanarak sahabe gönlünde kökleşti.
Hadislerin Sahabe Hafızasında Kök Salması
Bu hadislerin birçoğu, toprak altındaki tohumlar gibi yeşereceği zamanı
bekliyordu.
Zira sahabenin hafızasında duran, ticaret, miras, aile hukuku veya ibadetlerin
ayrıntılarına dair hadisler, ihtiyaç hâsıl oldukça dile getiriliyordu.
Peygamber Aleyhisselâm’ın vefatıyla birlikte vahiy sona ermiş, Kur’an mushaf haline gelmişti.
Artık hadislerin tedvin zamanı
yaklaşmıştı.
Burada
birbirinden ayrılması gereken üç safha vardır: hadislerin yazılması (kitâbet),
dağınık yazılı ve sözlü malzemenin sistemli biçimde toplanması (tedvin) ve bu
malzemenin konularına veya râvilerine göre kitaplarda düzenlenmesi (tasnif).
Hadislerin büyük külliyatlar hâlinde daha sonraki asırlarda tasnif
edilmesi, onların o tarihlerde ortaya çıktığı anlamına gelmez. Yazılı kayıt çok
daha erken başlamış, tedvin ve tasnif ise ihtiyaç ve ilmî gelişmeyle aşamalı
olarak gerçekleşmiştir.
İhtiyaçlarla Birlikte Hadislerin Filizlenmesi
Çünkü tıpkı ayetlerin farklı olaylar üzerine
nâzil olması gibi, hadisler de Müslümanların karşılaştığı meseleler vesilesiyle
hafızalardan dile ve hayata dökülüyordu.
Meselâ, bir sahabîye sorulan, “Ticareti nasıl yapalım, faiz nedir?” ya
da “Hacda şöyle olursa ne yapmalıyız?”
gibi sorular, onların kalbinde duran hadis
tohumlarını filizlendiriyor ve hayata taşıyordu.
İslâm Coğrafyası Genişledikçe Hadislerin Yayılması
İslâm’ın geniş coğrafyalara yayılması ve
farklı toplumlarla karşılaşılması, hadislerin daha çok dile getirilmesine ve uygulamasına zemin
hazırladı.
Şam,
Kûfe, Basra ve Medine’de Müslümanların karşılaştığı yeni meseleler,
farklı cevapları gerekli kılıyordu.
Meselâ bir sahabî “Resûlullah Aleyhisselamdan işittim” diyerek, bir başkasına
ibadet, muamelat veya ahlâka dair hadisleri aktarıyordu. Böylece hadis ağacı, yeni coğrafyalarda filizlenip meyve
vermeye devam etti.
Müslümanların yaşadığı her yeni olay,
sahabenin hafızasında tohum gibi duran
sözlerin yeniden hatırlanmasına, dilden dile aktarılmasına ve hayatın içinde
uygulanmasına vesile oldu.
Üç Altın Nesil: Sahabe, Tâbiîn ve Tebeü’t-tâbiîn
Hz. Peygamber Aleyhisselamın, “İnsanların en hayırlıları benim asrımdakiler,
sonra onları takip edenler, sonra onları takip edenlerdir” buyurduğu
üç nesil —Sahabe, Tâbiîn ve
Tebeü’t-tâbiîn—, bu hadislerin açığa çıkıp yaşanmasına ve yayılmasına
en büyük vesile oldular.
Bu üç nesil 150-200 yıllık bir zamanı kapsıyordu.
Tedvinden Tasnife: Hadislerin Kitaplaşması
Geç olan
hadislerin varlığı değil, büyük külliyatlar hâlinde tasnifidir.
NİHAYET,
artık bu hadislerin titiz sened ve metin
incelemeleriyle kayda geçirilip kitaplaştırılması zamanı gelmişti.
İşte bu sebeple hadis külliyatının en büyük
eserleri, Buhârî ve Müslim gibi
muhaddislerin elinde, hicrî ikinci ve üçüncü asırlarda büyük ve sistematik
hadis külliyatları hâlinde tasnif edildi.
Tohumdan Meyveye: Hadis Külliyatının Oluşması
Çünkü hadisler önce sahabe kalplerinde filizlendi, tâbiîn neslinde dallandı ve muhaddislerin elinde toplamaya hazır meyveye durdu.
Bu
süreç yaşanmadan, hadisler hayatın farklı alanlarında bütün boyutlarıyla açığa
çıkmayacak, nesilden nesile aktarılmayacak ve nihayet sistematik külliyatlar
hâlinde tasnif edilmeyecekti.
#Hadis #Sünnet #Hadisİlmi #HadislerinYazılması #HadislerinTedvini
#HadislerinTasnifi #Sahabe #Tabiin #Buhari #Müslim #KurAnVeSünnet #İslam
#Hadisİnkarcılığı
Yorumlar
Yorum Gönder