FAİZ VE KÂR ORANLARI NEDEN YAKIN GÖRÜNÜR?
Faizle kârın oran olarak birbirine yakın çıkmasının sebebi çok basit: Her ikisi de aynı piyasa şartlarında işlem görüyor.
Geleneksel Banka:
Mevduat faizi %8, kredi faizi %10 ise:
Mevduat sahibi → %8 kazanır
Kredi alan → %10 öder
Katılım Bankası:
Katılım bankası kredi vermez;
Müşterinin ihtiyacı olan malı peşin alır,
Üzerine makul bir kâr koyup vadeli satar,
Kârı da önceden ilan ettiği oranlara göre paylaşır.
Kâr paylaşımı %80 müşteri – %20 banka olsun. Banka 1000 TL’lik bir ürünü %10 kârla satarsa 100 TL kazanır. Bunun %80’i müşteriye gider → %8 getiri.
Medyada “dağıtılan kâr oranı” diye gördüğünüz rakam budur. Faizle aynı seviyede görünmesi, mahiyetlerinin aynı olduğu anlamına gelmez; bu sadece piyasanın doğal dengesidir.
Aynı Sonuç → Aynı Hüküm Demek Değildir
Nikahlı bir çiftin de, nikahsız bir çiftin de çocuğu olabilir. Sonuç aynıdır ama hüküm aynı değildir. Nesep sorunu, miras sorunu, hukukî sorun… Hepsi nikâhın olup olmamasına bağlıdır.
Faiz ile kâr da böyledir: Görüntü benzer olabilir ama hüküm tamamen farklıdır.
Peki Neden Faiz Oranı Piyasaya Hâkim?
Çünkü faiz oranlarını Merkez Bankası belirler ve piyasadaki genel kârlılık seviyesini dikkate alır. Yani aslında faizi belirleyen şey piyasa kârlılığıdır.
Bu yüzden katılım bankalarının oranları da faiz oranlarına yakın görünür; çünkü ikisi de aynı piyasa kârlılığına göre pozisyon alır.
Katılım bankaları piyasaya hâkim olsaydı, bu kez geleneksel bankalar onların oranlarını takip etmek zorunda kalırdı.
Faiz ile Kârın Temel Farkı
Faiz, üretim ve ticaretten kopuk bir borç işleminden doğar.
Kâr, reel bir ticaretin sonucudur.
Banka kredisinin reel ekonomiye dönme garantisi yoktur. Katılım bankası ise mal alır, mal satar, reel ticaret yapar.
Bir ticarette kârın helal olması, malın gerçekten alınıp müşteriye teslim edilmesine bağlıdır. Katılım bankası bunu fiilen yapar.
Özetle:
Oranların yakın olması sizi yanıltmasın.
Faiz başka bir şeydir, kâr bambaşka bir şeydir.
Yorumlar
Yorum Gönder